Yaratıcılık Başa Bela!
Yurtdışındaki meşrubat makinalarını buzdan yapılmış para ile kandırma yaratıcılığını gösteren medar-ı iftiharlarımızı (!) duymuşsunuzdur. Düşünsenize bu makinalardaki paraları toplama sorumluluğunda olan kişinin içine düştüğü durumu. Zorlama yok, kırma dökme yok, buz eriyip buharlaştığından arkada kalan bir iz de yok. Fakat hasılatta açık var. Ancak denetimler sıklaştırılınca, para haznesindeki ıslaklığı görünce anlayabiliyorlar durumu.
Bu da bazı beleşcilerin futbol maçlarına biletsiz girmek için buldukları yaratıcı (!) çözüm:

Bu da bazı beleşcilerin futbol maçlarına biletsiz girmek için buldukları yaratıcı (!) çözüm:

Tunç Kılınç, 26.3.06
6 yorum yapılmış
Türk aklı işte!!!
ancak böyle hinliklere kullanıyoruz engin! bilgilerimizi...
eminim daha yararlı şeyler için bu kadar düşünsek marsa gider gelirdik şimdiye...
ancak böyle hinliklere kullanıyoruz engin! bilgilerimizi...
eminim daha yararlı şeyler için bu kadar düşünsek marsa gider gelirdik şimdiye...
sevgili canan
marsa gitmek çalışkanlıkla alakalıdır. Süreklilikle alakalıdır. Kuralları vardır, maliyeti vardır. kurallarına uyarsın, maliyetini karşılarsın ve gidersin... Gidip ne yapacağınla alakalı birseydir bu.
Örneğin yüksek ihtimalle ben gerekli olan parayı versem, sen marsa gene gidemezsin çünkü o kadar çalışkan değilsindir.
Yaratılık ise daha farklıdır. Çoşkuyla alakalıdır, doğaya uyum ve onunla başa çıkabilmekle alakalıdır.
Bir insan yaratıcıdır çünkü... eğer ayakta kalabilmesi için, tutunabilmesi için bir imkanı yoksa yaratması gerekir. Doğanın insana verdiği en önemli özelliktir.birseyin yoksa ve sen olmasın istiyorsan yaratırsın. Kriz anında yada ihtiyaç anında şıp diye bir yol buluverirseniz. bu özellik pankreas gibi körelirse insan da hayattan körelir.
Yazıda anlatılan hikayeleri uygulayan binlerce insan var. Ama yaratıcı olan ya da (devamlı dalga gecilen) o meşhur türk zekasına sahip olan ise sadece bir kişidir. O'da bu yöntemi bulan....
Diğerleri bunu niye mi yapıyor. Ya yapmak zorunda kaldığı için (sanirim bu biraz maddi yetersizlik) yada yasakları, kuralları delmenin verdiği dayanılmaz hafiflikten dolayı...
marsa gitmek çalışkanlıkla alakalıdır. Süreklilikle alakalıdır. Kuralları vardır, maliyeti vardır. kurallarına uyarsın, maliyetini karşılarsın ve gidersin... Gidip ne yapacağınla alakalı birseydir bu.
Örneğin yüksek ihtimalle ben gerekli olan parayı versem, sen marsa gene gidemezsin çünkü o kadar çalışkan değilsindir.
Yaratılık ise daha farklıdır. Çoşkuyla alakalıdır, doğaya uyum ve onunla başa çıkabilmekle alakalıdır.
Bir insan yaratıcıdır çünkü... eğer ayakta kalabilmesi için, tutunabilmesi için bir imkanı yoksa yaratması gerekir. Doğanın insana verdiği en önemli özelliktir.birseyin yoksa ve sen olmasın istiyorsan yaratırsın. Kriz anında yada ihtiyaç anında şıp diye bir yol buluverirseniz. bu özellik pankreas gibi körelirse insan da hayattan körelir.
Yazıda anlatılan hikayeleri uygulayan binlerce insan var. Ama yaratıcı olan ya da (devamlı dalga gecilen) o meşhur türk zekasına sahip olan ise sadece bir kişidir. O'da bu yöntemi bulan....
Diğerleri bunu niye mi yapıyor. Ya yapmak zorunda kaldığı için (sanirim bu biraz maddi yetersizlik) yada yasakları, kuralları delmenin verdiği dayanılmaz hafiflikten dolayı...
Abicim insanlar artık o moda geçmiş nerde beleş orda yerleşş...
Yazarımızın bir yazısında dedii gibi
Do It Yourself
için kullansak bu yaratıcılığı neler çıkar ortaya...
Yazarımızın bir yazısında dedii gibi
Do It Yourself
için kullansak bu yaratıcılığı neler çıkar ortaya...
yazıya örnek bi olay, ne kadar doğru bilinmez. Forward mail olarak gelmişti bana:
POLIS KAYITLARINA GEÇMİŞ KAYSERİDE YASANMIS GERCEK BIR HIKAYE
Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkmış ve anten kablosunu kesmiş.
Evin reisi de tam TV'ye dalmışken yayın kesilince televizyonunu biraz kurcalamis, "bozuldu herhalde" diyerek yatmış.
Ertesi gün işe gittikten sonra hırsız kapıyı çalıp adamın karısına,
"Yenge, beni abi gönderdi,televizyon bozuk, alın da bir bakın dedi" demiş.
Saf kadıncağız da televizyonu vermiş.
Akşam adam eve gelip de televizyonu görememiş ve karısından olayı öğrenince dumura uğramış tabii.
O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hırsız aşağıdan ıslık çala çala onlara bakarak sokaktan geçmiş.
Kadın hırsızı tanımış ve
"Bak bey! Televizyonu çalan adam işte buydu!!" demiş.
Adam bunu duyunca pijamalarla adamı kovalamaya baslamış.
5 dakika sonra diğer hırsız adamın evine gelip, karısına "Yenge,ben polisim, abi hırsızı yakaladı. Simdi karakoldalar.Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." demiş ve kadın da vermiş normal olarak.
Adam hırsızı uzun bir saat kovaladıktan sonra kan ter içinde eve dönmüş.
VEEE yine dumur!
Artık adam karısını ne yapmış bilinmiyor.
POLIS KAYITLARINA GEÇMİŞ KAYSERİDE YASANMIS GERCEK BIR HIKAYE
Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkmış ve anten kablosunu kesmiş.
Evin reisi de tam TV'ye dalmışken yayın kesilince televizyonunu biraz kurcalamis, "bozuldu herhalde" diyerek yatmış.
Ertesi gün işe gittikten sonra hırsız kapıyı çalıp adamın karısına,
"Yenge, beni abi gönderdi,televizyon bozuk, alın da bir bakın dedi" demiş.
Saf kadıncağız da televizyonu vermiş.
Akşam adam eve gelip de televizyonu görememiş ve karısından olayı öğrenince dumura uğramış tabii.
O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hırsız aşağıdan ıslık çala çala onlara bakarak sokaktan geçmiş.
Kadın hırsızı tanımış ve
"Bak bey! Televizyonu çalan adam işte buydu!!" demiş.
Adam bunu duyunca pijamalarla adamı kovalamaya baslamış.
5 dakika sonra diğer hırsız adamın evine gelip, karısına "Yenge,ben polisim, abi hırsızı yakaladı. Simdi karakoldalar.Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." demiş ve kadın da vermiş normal olarak.
Adam hırsızı uzun bir saat kovaladıktan sonra kan ter içinde eve dönmüş.
VEEE yine dumur!
Artık adam karısını ne yapmış bilinmiyor.
harç yatırcağım zaman yapıodum böle bi pislik ben..bankanın önünde deli gibi sıra oluodu..kapıdaki görevli onar onar falam alıodu içeri..ben az önce benim bilgilerimde bi sorun çıktını gidip öğrenci işlerine sorup sorunu hallettimi söleyip giriveriodum içerdeki sıraya..her dönem işe yaradı..
tuyk..
tuyk..
Maç ve bekleme kuyruklarında yapılan cinlikler ancak Biz Türkler'in aklına gelir.
Sıfır risk...
Sıfır risk...







Giriş kapısındaki görevli polise telaşlı bir ifadeyle; ‘Memur bey çok acil bir durum oldu. İçeride maçı seyretmeye gelen kuzenim var; hanımını hastaneye kaldırdık, onu acilen alıp hemen hastaneye yetiştirmem lazım’ deyip, ehliyetini rehin bırakıyor. Görevli de 10 dakika içinde geri gelmesi kaydı ile veriyor izni. Beleşci hemen diğer kapıya koşup çıkıyor dışarı. Çıkarken kapıdaki polise ‘Abicim benim arabayı çekiyorlarmış, bir çıkıp bakabilir miyim?’ diyor. Bu polise de diğer kimliğini bırakıyor. Çıkar çıkmaz ilk girdiği kapıya koşup; ‘Memur bey; Allah razı olsun ben kuzenimi buldum, diğer kapıdan çıktık. Ehliyetimi geri alabilir miyim lütfen?’ Ehliyeti aldığı gibi çıktığı kapıya gidip. ‘Abicim ben araba işini hallettim çok sağol, kimliğimi alabilir miyim?’ deyip kimliğini de alarak içeriye giriyor maçını seyretmeye.
Bunun gibi yanlış kanalize olmuş (hinliğe çalan) yaratıcılık örneklerini çoğaltmak mümkün. Birbirimize olan saygımız o kadar yıpranmış ki; 'beleşciliğin kime ne zararı var' diyen defans mekanizması giriyor hemen devreye.
İnsanın istediği zaman yapamayacağı birşey yok derler ya; doğru. İçimizde var esasında yaratıcılık potansiyeli. Bazen muzurluğun verdiği eğlencenin tadı, bazen de ekonomik kısıtların bizi içine aldığı durumlar bu yaratıcılığın çıkması için önemli itici güçler olabiliyor.
Bu potansiyeli içinde yaşadığımız toplum faydasına olacak işlerde gösterme motivasyonu ve etik anlayışına sahip olduğumuzda elde edilecek kazanç bir kutu kola veya maç biletiyle de sınırlı kalmayacak.
Heyecan ise aynı heyecan.