Jan Nahum, Formula 1 ve Türkiye.
- Türkiye dünyada neden hiçbir konuda iddialı değil?
- Kaç tane ürettiğimiz patent var?
- Teknolojiyi kullanmanın ötesinde "yapan" bir Türkiye imajı?
İşte bu hedeflerle motive olan, bugüne kadar çalıştığı tüm firmalarda hep sevilmiş, daha önemlisi sayılmış ve birçok kişiye örnek olmuş bir Türk iş adamından bahsediyorum.

- Kaç tane ürettiğimiz patent var?
- Teknolojiyi kullanmanın ötesinde "yapan" bir Türkiye imajı?
İşte bu hedeflerle motive olan, bugüne kadar çalıştığı tüm firmalarda hep sevilmiş, daha önemlisi sayılmış ve birçok kişiye örnek olmuş bir Türk iş adamından bahsediyorum.
- Günde sadece 3 saat uyuyup, 21 saat ayakta olmayı yaşam biçimi yapmış;
- Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji;
- Tanıyanları hayrete düşüren bir sorumluluk bilinci ve çalışma azmi;
- Kaybetmeyi hiç sevmeyen yapısı, etki alanındaki herkese aşıladığı başarma hırsı;
- Geniş bilgi birikimi ve Aztekler'den, gemi maketine kadar farklı ilgi alanları;
- Ünvandan ve hiyerarşiden uzak, meydan okuyan kendine özgü iş yapış anlayışı;
- İyi bir yöneticiden çok, güçlü lider özellikleri ile...

Tunç Kılınç, 6.8.06
2 yorum yapılmış
Gerçekten büyük adam! Seviyorum bu adamı.
atölye konseptine tam oturan bir yazı olmuş, kutlarım.
sayende çok daha iyi tanımış oldum kendisini. garip olan bugün bir arkadaşımla günde üç saat uyuyarak çalışılabilir mi acaba diye bir konuşma geçmişti aramızda.
demek ki yapılabiliyormuş.
sayende çok daha iyi tanımış oldum kendisini. garip olan bugün bir arkadaşımla günde üç saat uyuyarak çalışılabilir mi acaba diye bir konuşma geçmişti aramızda.
demek ki yapılabiliyormuş.







Ben de birçok kişi gibi, Türkiye'nin son dönemlerdeki en büyük eksiğinin güçlü bir lideri olmayışına bağlayanlardanım. Topluma hedef gösterip, peşinden sürükleyebilecek etkili bir lider?
Nahum'a göre ise yöneticilerin hayallerinin geniş olmasında hiçbir sakınca yok, aksine fayda var: "O günlerde ben kendimi hiç düşünmemiştim tabii. Koç Topluluğu'nun en tepedeki yöneticilerini kastetmiştim. Ama 2 yıl gecikmeyle gerçekleşti bu hayalim. Fiat'ın dünya politikasına yön veren en tepedeki 5 kişiden biri Türk."
Ve o Türk, Jan Nahum'dan başkası değildi.
Şimdi aynı Jan, insan ve makinenin uyumlu işbirliği ile otomotiv teknolojisinin sınırlarının zorlandığı ve sürekli gelişmenin inovasyon alanı olan Formula 1 yarışlarının Türkiye'de yapılmasına öncülük yapanlardan. Biliyorsunuz, 25-27 Ağustos 2006'da İstanbul Park F1'e ikinci kez ev sahipliği yapacak. Her ülkede bir markanın sponsorluk desteği ile isimlendirilen (geçen sene Türkiye'de hiç bir markanın isim hakkını alamadığı) bu prestijli organizasyonun şimdi, bizde de bir ismi olacak:
"Formula 1 Petrol Ofisi Turkish Grand Prix."
Jan Nahum'un Genel Müdürlüğünde Formula 1 atağına kalkan Petrol Ofisi, F1 Türkiye bacağının isim hakkı ile yetinmeyip, Şubat ayında Formula 1'in bir alt kategorisi olan GP2'de yarışan "Fisichella Motorsport International FMS Takımı"na sponsor olmuştu. Petrol Ofisi, Renault pilotu İtalyan Giancarlo Fisichella'nın sahibi olduğu takıma yaklaşık 4 milyon Euro'ya sponsor olarak takımın ismini, iki yıl geçerli olmak üzere, Petrol Ofisi FMS olarak değiştirmişti. Bunun ardından, takım pilotları Giorgio Pantano ve Jason Tahincioğlu ile koştukları ilk yarış olan GP2 yedinci ayak Fransa Grand Prix'de birinci oldular.
Nahum'un Ayşe Arman ile yaptığı röportajında söylediği, geçenlerde okuyup çok hoşuna giden bir soru var: "When is the last time, you did something for the first time?" [En son ne zaman bir ilki gerçekleştirdiniz?] "Belki de bu yüzden Formula'ya sponsor oluyoruz, Everest'e adam yolluyoruz. Biz yeni şeyler yapmaya ve öncü olmaya gayret ediyoruz" diyor. Yakın gelecekte bir Türk takımı ve pilotunu Formula 1 yarışlarında görmek bu vizyonla hayal değil artık.
1950 doğumlu Nahum, Robert Kolej’den mezun olduktan sonra üniversiteyi Londra'da Royal College of Art’ta otomotiv tasarımı üzerine yapmış. İş hayatına 1973 yılında proje mühendisi olarak Otosan’da
Jan Nahum sadece Petrol Ofisi için değil, Türkiye için de bir şans. Bugüne kadar elde ettiği uluslararası başarıları, deneyimi ve bilgi birikimi ile Türkiye için, bundan sonra da yapabileceklerinin sınırı yok. Etki alanı ve getireceği ses ile Formula 1 buna iyi bir örnek. Yurt dışında milyonlarca dolar harcayarak yapılan reklamların etkisinin tartışıldığı bir ortamda, Nahum liderliğinde çalışacak bir "Türkiye'nin İmaj Komitesi"nin, sonuçları ölçülebilir, iddialı başarılara imza atacağından eminim. Hem de daha az maliyetlerle.
Onu hayata bağlayan belki de en önemli beslenme araçları "öncü olma" ve "başarma hırsı." Her gün ayakta olduğu 21 saat'in bir saatini POAŞ dışında, Türkiye için seve seve verebilecek kadar da aşık o Türkiye'ye. Yeter ki kendisine, işi bildiğini iddia edenlerin burnunu sokmayacağı ve yetki alanlarına müdahale edilmediği bir ortam sunulsun.
------------------------------------------------------
Jan Nahum'la geçen hafta Hürriyet Gazetesi için yaptığı röportajla ilgili duygularını bakın Ayşe Arman nasıl dile getiriyor: "İnsan heyecanlanıyor. Çok. Çünkü onun rüzgarı, havası sana geçiyor. Röportajdan sonra, 'Yaparım' deyip askıya aldığım bütün planlarımı, projelerimi beynimin raflarından indirdim. Çünkü gaza geldim. Öyle biri. Şimdi söyleyeceğim size tuhaf gelecek ama o insanda, resmen çalışma ve başarma isteği uyandırıyor."
Keyifli olduğu kadar etkileyiciydi de bu söyleşi. Bunu aynen Hema'nın sahibi Mehmet Hattat da böyle düşünmüş olacak ki, fabrikasında çalışanlara 2.500 adet gazete bulup dağıttırmış!
Ben kendi payıma dikkatimi çeken yerleri siyah yaptım; ilgilenenler için söyleşinin tamamını burada.